Yaşamın Altın Sözleri
''Terk edenler asla kazanmaz.
Kazanan asla terk etmez.Bazı insanlar keyifle ıslak çalar. Hayatları muhteşemdir.Bazıları durmandan ağlar ve inler..Ben çocuklara hep aynı şeyi söylerim...Şikayet etmeyin ,itham etmeyin,açıklamaya çalışmayın..
Hayatın sloganı asla bırakmayacaksın'dır.Çoğu terk edişimizde, zafere bir kaç adım kaldığının farkında bile olmayız.Başarı yarışmanın kendisinden bir saniye daha fazla dayanabilirsek bizimdir.''
McDonald Valentine
27 Kasım 2011 Pazar
Güvenlik İlüzyonu
11 Eylül Terör saldırılarının hemen sonrasında, başta ABD olmak üzere bir çok batılı devlet yurt içinde ve dışında ama özellikle hava alanlarında geniş güvenlik önlemleri almıştı. Hatta genişten öte, bu önlemler bazen trajikomik durumların ortaya bile çıkmasına bile sebep oldu. Yurt dışına giriş çıkış yapanlar bu eziyeti iyi bilirler. Deodoranttan tutunda en ufak cımbıza kadar her şey didik didik aranır. Gerekirse 2. arama yapılır. Daha olaylar tazeyken, şüpheli görülen kişiler özel odalarda iç çamaşırına kadar aranıyordu özellikle de Amerika'da. Türkiye'de de hava alanlarında 2 kez kontrolden geçiyorsunuz, bir yandan herkes oflayıp poflarken, bir yandan da ama bu tedbir lazım, bakın ne kadar dikkatliyiz diyor.
Evet görünen kısım bu... büyük dikkat, son teknoloji cihazlar, x-raylar fln.. Bir sürü zımbırtı. Ama aslında çoğumuzun gözden kaçırdığı bir ayrıntı var, o da bu güvenlik tedbirleri, genelde sade ve masum vatandaşın gözünü boyamaya yönelik hareketler.Neden mi? Konuyu teröre karşı alınan tedbirlerden açtım ama asıl anlatmak istediğim başka, ÖSYM'nin ALES adı altında düzenlediği sınava katıldım 27 Kasım günü; (Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı). Son olaylar malum; kopya olayları... Her yerden patlak vermişti, sadece bir sınavdan değil. Tabi kurumun güvenilirliği ve itibarı masaya yatırıldı,ağır eleştiriler...bunları zaten basından biliyoruz. Her neyse yeni uygulamaya göre aday kimliği internet üzerinden yapılan başvuru sonrasında alınıyor, güzel ve basit bir uygulama hiç bir sorun yok, zaman kaybetmiyorsunuz bankalarda, kuyrukta. Aday kimliğimi çıkardım,talimatlar var tabi her zaman ki gibi, bir yere kadar her şey normal ancak bir bölüm var ki ilginç; sınavla ilgili yasaklar bölümü;cep telefonu ve her türlü elektronik cihaz yasak...tamam...saat... olabilir... küpe,kolye,her türlü metal eşya, kalem,yiyecek,su? Kalem getirmeyin ÖSYM veriyor, su ÖSYM temin eder. vay diyorum, çok cömertler... en sonunda da yazmışlar mümkün olduğunca sade gelin... Tabi ki sınava düğüne gider gibi gidilmez de, bu aşırı önlem ne? Kime karşı? Kime neyi kanıtlıyor ÖSYM ? Biz tüm tedbirleri aldık merak etmeyin kopya olmaz mesajımı vermeye çalışıyor? İşte bu bir güvenlik ilüzyonudur, ÖSYM, soruları ve cevapları içeriden biri sızdırmadığı sürece dışarıya çıkmayacağını çok iyi biliyor. Ancak ne hikmetse içeriyi temizlemektense, insanlara işkence yapmayı tercih ediyor. Tabi ki herkes aranacak, bazı yasaklar olacak ama kalemi bile biz veririz, bu işin artık ne noktada olduğunu gösteriyor.
Bu güvenliğin insanları daha fazla strese soktuğu ve sabahın köründe, sınavdan hemen önce sinirlerini gerdiği belli. Oysa bu tarz sınavların daha rahat ortamlarda, kişilerin kendilerini güvende hissettiği şekilde yapılması gerekir. 180 dk süren bir sınav için insanların kafalarının boş ve rahat olması gerekir. Diğer bir konu ise sınava girilen okullar, aslında okullardan çok okulların adresleriyle ilgili problemler. Açık yazılmayan adresler, tam verilmeyen okul adları kafa karışıklığına sebep oluyor. Çoğu kişiden de duyduğum ikamet ettikleri yerlerin çok daha uzağına verilmiş olmaları. Her şey düzelir düzelmesine belki ama daha kaç yüz bin kişinin bu şekilde sürünmesine gerek var?
21 Kasım 2011 Pazartesi
Piyasalarda Yatırım
Borsayı yakından takip edenler bilir; o gün dünyanın herhangi bir yerinde yaşanan önemli bir gelişme piyasayı bir anda değiştirebilir. Kurlar bir anda tepe taklak olabilir ya da hiç beklenmedik bir emtianın fiyatı yukarı yönlü bir seyir izleyebilir. Yakın zamana kadar borsada oynamak riskli ancak öngörülebilir bir durum olarak algılanıyordu, bundan 3 yıl öncesine kadar oyuncular riskli bile olsa piyasada yatırım yapmaktan çekinmiyordu çünkü bu kadar dalgalanmalı bir durum yoktu. Şimdiyse gün içerisinde % 4-5 lik oynamalar oluyor. Bu her ne kadar az gözükse de rakamlar büyüdükçe kayıp ve kazançlarda o derece artıyor.
Bilgi vermek istediğim konu, borsada oynamak isteyen ve parasını piyasada değerlendirmek isteyenlere; çünkü çoğumuz kolay yoldan ek gelir elde edebileceğimiz yollar deniyoruz ve bunlardan en basit olanı olarak düşündüğümüz de borsa ve finans piyasaları. Bir diploma ve ya uzmanlık gerektirmeyen, herkesin dahil olabileceği bir yer. Ancak küçük oyuncular dediğimiz bu grup, aslında risklerden öte, bu piyasanın kendilerine getireceği tehlikeden habersizler. Bu yazıya da vesile olan avukat bir arkadaşımla konuşurken, bana parasıyla borsaya girmek istediğini ama bunu nasıl yapacağını bilmediğini söyledi. Ona piyasaların gün ve gün takip edilmeden yatırım yapmanın kumar olduğunu ancak öyle yapılsa bile içeriden bilgi almadığı sürece, takip etmesinin ve saatlerini harcamasının da ancak çok küçük miktarda bir gelir getireceğini anlattım.
Peki neden saatlerinizi bile harcasanız kazancınız çok az bir miktarda kalıyor? Neden çoğu insan ilk önce piyasanın büyüsüne kapılıp sonra çok büyük meblağları kaybediyorlar? Cevabı aslında çok zor değil, çünkü bir kumarhanede nasıl ki her zaman kasa kazanırsa, borsada da durum öyle. Örnek vermem gerekirse, bundan bir kaç ay öncesine kadar borsa ve hisse senetlerini çok sıkı takip ediyordum ve internette finans piyasalarını gösteren bir kaç sitede bir şirketin reklamları sürekli dönüyordu, bu site onlara belli bir miktar yatırdığınız takdirde borsada oynama şansı veriyor dahası bir kaç saatlik bedava da eğitim vereceğini iddia ediyordu. Siteye üye oldum ve gerçek olmayan paralarla oynamaya başladım ilk başta, basit bir kullanım mantığı olan program, al-sat sistemi üzerinden işliyor ve sayılar ekranda akıyordu. Ancak durum şu ki; size aldığınız miktarı aynı anda satma imkanı vermiyor program tabi ki bu da her alımda tekrar satış yapmak için alımı durdurmak zorunda olduğunuzdan, her seferinde bir miktar para kaybetmenize sebep oluyor. Şu aralar bu tarz siteler çok revaçta o yüzden bu sitelere üye olmadan ve paranızı yatırmadan önce işleyişini iyice kavramanızı ve hiç bir zaman okumadığımız kullanım koşullarını okumanızı tavsiye ederim.
Asıl konuya dönersek, dediğim gibi kasa her zaman kazanır, siz kazansanız da kaybetseniz de, birileri her zaman sizin paranız üzerinden servet yaparlar. Bu kişiler de genelde zaten piyasaları direk yönlendiren oyuncu ve şirketlerdir. Mesela Amerika'nın milyarderlerinden George Soros ve Warren Buffet, bu işi çok iyi yapan spekülatörlerdir. Söyledikleri bir söz tüm piyasanın akışını değiştirebilir. Çoğu zaman bilgi verir gibi gözüken bu oyuncular aslında kendi çıkarlarına olmadıkça herhangi bir bilgiyi asla kamuoyuyla paylaşmazlar.Aynı şekilde savaş,afet, borç, skandal ve ya gizli bir bilginin açığa çıkması herhangi bir ülkeden tüm dünya piyasalarına bir virüs gibi yayılabilir. Bu bağlamda aslında borsa sanal paralarla oynan bir monopoly oyunundan farksızdır. Amacım, yatırımlarını bu yönde kullanmak isteyenleri alı koymak değil, ancak durumu tam anlamıyla bilmeden oynamanın ve içeriden bilgi almadan bu işin sadece zaman ve para kaybı olacağını göstermek.
Yinede piyasada güvenli liman olarak tabir edilen yerlerde var.Bunlar arasında sabit gelirli olan hazine bonoları ve ya altın gibi emtiaları gösterebiliriz. Bunlarda kaybınız çok yüksek miktarda olmaz ancak kazancınızda katlanmaz. Bazı bankalar şu aralar, altın hesabı ve döviz sepeti karışık bazı yatırım araçları sunuyorlar, paranızı değerlendirmek istiyorsanız bunlarda piyasaya girmek için bir alternatif oluşturuyor.
Aşağıdaki linkte Habertürk'te yer alan bir haber var, ne demek istediğim daha iyi anlaşılabilir:
http://ekonomi.haberturk.com/finans-borsa/haber/690019-abye-kalbini-kirarim-uyarisi
Bilgi vermek istediğim konu, borsada oynamak isteyen ve parasını piyasada değerlendirmek isteyenlere; çünkü çoğumuz kolay yoldan ek gelir elde edebileceğimiz yollar deniyoruz ve bunlardan en basit olanı olarak düşündüğümüz de borsa ve finans piyasaları. Bir diploma ve ya uzmanlık gerektirmeyen, herkesin dahil olabileceği bir yer. Ancak küçük oyuncular dediğimiz bu grup, aslında risklerden öte, bu piyasanın kendilerine getireceği tehlikeden habersizler. Bu yazıya da vesile olan avukat bir arkadaşımla konuşurken, bana parasıyla borsaya girmek istediğini ama bunu nasıl yapacağını bilmediğini söyledi. Ona piyasaların gün ve gün takip edilmeden yatırım yapmanın kumar olduğunu ancak öyle yapılsa bile içeriden bilgi almadığı sürece, takip etmesinin ve saatlerini harcamasının da ancak çok küçük miktarda bir gelir getireceğini anlattım.
Peki neden saatlerinizi bile harcasanız kazancınız çok az bir miktarda kalıyor? Neden çoğu insan ilk önce piyasanın büyüsüne kapılıp sonra çok büyük meblağları kaybediyorlar? Cevabı aslında çok zor değil, çünkü bir kumarhanede nasıl ki her zaman kasa kazanırsa, borsada da durum öyle. Örnek vermem gerekirse, bundan bir kaç ay öncesine kadar borsa ve hisse senetlerini çok sıkı takip ediyordum ve internette finans piyasalarını gösteren bir kaç sitede bir şirketin reklamları sürekli dönüyordu, bu site onlara belli bir miktar yatırdığınız takdirde borsada oynama şansı veriyor dahası bir kaç saatlik bedava da eğitim vereceğini iddia ediyordu. Siteye üye oldum ve gerçek olmayan paralarla oynamaya başladım ilk başta, basit bir kullanım mantığı olan program, al-sat sistemi üzerinden işliyor ve sayılar ekranda akıyordu. Ancak durum şu ki; size aldığınız miktarı aynı anda satma imkanı vermiyor program tabi ki bu da her alımda tekrar satış yapmak için alımı durdurmak zorunda olduğunuzdan, her seferinde bir miktar para kaybetmenize sebep oluyor. Şu aralar bu tarz siteler çok revaçta o yüzden bu sitelere üye olmadan ve paranızı yatırmadan önce işleyişini iyice kavramanızı ve hiç bir zaman okumadığımız kullanım koşullarını okumanızı tavsiye ederim.
Asıl konuya dönersek, dediğim gibi kasa her zaman kazanır, siz kazansanız da kaybetseniz de, birileri her zaman sizin paranız üzerinden servet yaparlar. Bu kişiler de genelde zaten piyasaları direk yönlendiren oyuncu ve şirketlerdir. Mesela Amerika'nın milyarderlerinden George Soros ve Warren Buffet, bu işi çok iyi yapan spekülatörlerdir. Söyledikleri bir söz tüm piyasanın akışını değiştirebilir. Çoğu zaman bilgi verir gibi gözüken bu oyuncular aslında kendi çıkarlarına olmadıkça herhangi bir bilgiyi asla kamuoyuyla paylaşmazlar.Aynı şekilde savaş,afet, borç, skandal ve ya gizli bir bilginin açığa çıkması herhangi bir ülkeden tüm dünya piyasalarına bir virüs gibi yayılabilir. Bu bağlamda aslında borsa sanal paralarla oynan bir monopoly oyunundan farksızdır. Amacım, yatırımlarını bu yönde kullanmak isteyenleri alı koymak değil, ancak durumu tam anlamıyla bilmeden oynamanın ve içeriden bilgi almadan bu işin sadece zaman ve para kaybı olacağını göstermek.
Yinede piyasada güvenli liman olarak tabir edilen yerlerde var.Bunlar arasında sabit gelirli olan hazine bonoları ve ya altın gibi emtiaları gösterebiliriz. Bunlarda kaybınız çok yüksek miktarda olmaz ancak kazancınızda katlanmaz. Bazı bankalar şu aralar, altın hesabı ve döviz sepeti karışık bazı yatırım araçları sunuyorlar, paranızı değerlendirmek istiyorsanız bunlarda piyasaya girmek için bir alternatif oluşturuyor.
Aşağıdaki linkte Habertürk'te yer alan bir haber var, ne demek istediğim daha iyi anlaşılabilir:
http://ekonomi.haberturk.com/finans-borsa/haber/690019-abye-kalbini-kirarim-uyarisi
12 Kasım 2011 Cumartesi
İkiyüzlü Kapitalizm
Son dönemde ki gelişmeler, dünya piyasalarında ve büyük ekonomilerde köklü değişikliklere gidileceğinin işaretlerini veriyor. Özellikle Avrupa Birliğinde ki kamu borcu oranları, büyük devletleri tehdit ediyor, dahası belki bir çoğunu birlikten dışarı itmeye bile zorlayabilir. Şimdiden 2 tane kayıp verildi sayılır; İtalya ve Yunanistan. Yunanistan'da yönetim değişiyor, aynı şekilde İtalya'da da Berlusconi'nin istifası yakın. Şimdi herkes yanlış nerede onu arıyor. Amerika'da da durum iyi değil, Wall Street isyanları yayılıyor. Belki bir kaosa yol açmayacaklar ancak dikkatleri çekmeyi başarıyorlar.Aslında dikkati çekmelerinin asıl sebebi herkesin bu kriz sürecinin uzamış olduğunu düşünmesi, ve artık gerçek adımlar atılmasını istemesi. Daha geçen hafta bir araya gelen G-20 liderleri, Cannes'da da protestolara maruz kaldı. Çok alışıldık bir görüntü olsa da, tepkiler her zamankinden daha fazla, ancak bu toplantıda kokteyl havasında geçti ve yine aynı terane okundu.
Tüm bu gelişmeler ışığında da, yeni trend tabi ki sistemin sorgulanması. Serbest ticaret, kotaların kalkması, global ekonomi söylevleri, ve tüm bunları barındıran kapitalizm topyekun eleştiri altında. Ülkelerin ekonomik yapısını kökten değiştiren kapitalist sistem, herkese fırsat eşitliğini vaat eden, tüm ulusları aynı çatı altında toplamasa bile, hep birlikte üretelim paylaşalım gibi ''Polyanacılık'' nutukları veren bir yapıya sahipti. Aslında insanlar uzun bir süre bu oyunu sürdürmeyi başardı da. Özellikle finans piyasalarının devreye girmesi, borsa, hisse senedi, tahvil ve bonolarla yani aslında var olmayan hayali paralarla oynanan bir sisteme dönüşene kadar kapitalizm idare ediyordu. 2008 krizi açıkça gösterdi ki, krediler ve borsayı temel alan bir sistem, kibrit çöplerinden yapılmış evlerden farksızdı.
Asıl konuya gelirsek; sistem yanlış mıydı? Sistem mükemmel değildi, her şey gibi sisteminde zayıflıkları,yanlışları ve düzeltilmesi gereken yerleri vardı ancak sistemi tamamen özgürleştirme isteği, açgözlülük ve asla daha azıyla yetinememe sonucunda sistem kabuk değiştirdi, amacından saptı. Ünlü İngiliz ekonomist Keynes'in de dediği gibi ''insanlar gökyüzünde kaleler inşa etmeye çalıştılar''. Devlet müdahalesinin en aza indirildiği sistem, başı boş ve hedefinden sapmış bir mermi gibi önüne geleni delip geçti. İşin ilginç yanı, bugün güçlü ekonomilere baktığımız zaman, yani hala yüksek hızda büyüyen ekonomilerde tamamen serbest bir ekonomi olmadığını görebiliriz. Çin, Hindistan, Rusya, Brezilya hatta Türkiye bile, tam olarak serbest ekonomi kurallarına uymuyor. Ki zaten uymadıkları için ekonomileri krize rağmen büyümeye devam etti.Ekonomistlerin ise tüm bu konular üzerinde hep değişik fikirleri var. Teori üstüne teori açıklıyorlar, kahin dediğimiz bir grup bile türedi. Ancak unutulan çok önemli bir nokta var, o da ekonomik kararların %90 siyasidir, belki de çok az bir bölümü bu teorileri kullanarak ekonomik politikaları şekillendirir. Bunu bir örnek vererek açıklarsak ki bu örneği ''Kapitalizm hakkında söylenmeyen 23 şey'' adlı kitapta bulabilirsiniz; İsveç'te ki bir otobüs şoförü Hindistan'da ki bir şoförden tam 150 kat fazla maaş almaktadır. Kapitalist sisteme göre, yani fırsat eşitliğinin dünyanın her yerinde aynı olması kuralına göre oynarsak, İsveç'te ki şoförün Hindistan'da ki şoförden daha iyi olduğunu nasıl söyleyebiliriz? Dahası bunu nasıl ölçebiliriz? Yani bir şoför diğerinden 150 kat iyi olabilir mi gerçekten? (eğer Formula 1 pilotu değilse).
Sonuç olarak sistemin, bir fırsat eşitliğine dayandığı, herkesin hakkını aldığı ve alacağı, hatta daha fazla eğitim almış birinin, almamış bir diğerinden daha fazla kazanacağı bir illüzyondur.Verilen ekonomik kararlar, maaşlar, krediler ve hayatınızı tümüyle etkileyen kararlar, siyasidir. Birileri eğer sizin daha fazla kazanmanızı isterse kazanırsınız,eğer bunu istemezlerse siz ne yaparsanız yapın hakkettiğinizi alamazsınız. Bir çok büyük şirketin CEO su ve üst düzey yöneticileri bu sistemden değerlerinin çok üzerinde paralar almaktadır ve diğer çalışanlar almaları gerekenin ve kapasitelerinin çok altında maaşlarla yaşamaya çalışmaktadır. Çözüm isyan ve ya savaş değildir. Bence çözüm sistemin değiştirilmesi bile değildir. Sistem doğru uygulandığında, gerçekten amacına hizmet edecektir. Sistemin doğru uygulanması ise gerçek karar mekanizmalarının ve kural koyucuların her ülkeyi ve sistemini ayrı ayrı ele almasından meydana gelebilir. Dünya üzerinde ki her ülkeye aynı sistemin dayatılmasının devam etmesi bugün olduğu gibi yanlış kullanımına ve yüksel bedeller ödenmesine yol açacaktır.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)