Nereden başlasam bilmiyorum; kelimelerin bittiği,tükendiği bir
yerde miyim acaba? Neden herkes düşman gözüküyor bana? Neden gerçek duygularımı
saklamak zorundayım? Böyle mi istiyorum gerçekten? Tüm bunlar benim seçimim mi?
Yoksa bana sunulan dünyada kısıtlı bir seçim yelpazesinde kendimi mi
kandırıyorum? Bir çoğunu ben seçmedim ya da belki de suçu başkalarına atmak
basit kısmı her şeyin, ve bu yüzden de kendimi kandırıyorum sürekli... İçimde ne varsa, silip atamıyorum artık beynimden, çünkü bir fikir yerleşti
mi bir kez kafanıza söküp atmak imkansız hale gelebilir. Bende o saplantıların
esiriyim belki de, ve bu yüzden asla düzelemem. Ama bu bile kendi içinde bir
ikilem yaratmıyor mu ? Neye göre , kime göre düzgün, doğru,gerçek,yanlış,yalan? Tüm kavramların iç içe girdiği bir kaos
benimki, hem de kendi düzenini yaratamayan bir kaos. Umarsızca savrulan
düşünceler yığını beni daha fazla bulandırıp, bataklığın dibine çekmekten başka
bir işe yaramıyor artık... Hayalle gerçeğin arasında, araf da
kalmış bir zihin benimkisi, belki de kurtarılması en zor olan çünkü bir
zihin gerçekteyse en azından rasyonel davranabilir, ya da hayal aleminde ise o
dünyanın içinde kendine bir yer bulabilir, ancak cennet ve cehennemin arasında
misali, hiç bir yere ait olmayan zihin, bozulmuş bir pusuladan farksızdır. Bir
yön bulma gayesi taşımaz, aksine farkında olmadan aynı yönde milyonlarca kez
dönüp durabilir ve hala o yerin farklı olduğu konusunda ısrarcı davranır.
Takıntılı bir zihin aynen böyle işler işte. Tüm yönleri bir noktada
birleştirip, her yerin farklı olduğunu iddia eden bir kukladır artık o.
Anılardan çok, nostaljiye takılır; çünkü nostalji anılardan çok daha güçlü bir
kalp sızısıdır, ve bu anlamda belki de acıyla beslenir arafta olan bu
hastalıklı düşünceler. Bir zamanlar mutlu olduğunu sandığı yerlere geri dönmek
ister, fakat unutmuştur o zamanlar dahi ne kadar mutsuz olduğunu. Geçmiş onun için hep çok uzaklarda kalmış
mutluluk kırıntıları taşır ve gelecek hep çok ümitsizdir. Artık var olmayan bir
ülkeye ait, kimliksiz bir zihin, toplum içerisinde de kendine bir yer bulamaz. Ancak hiç bir şey sonsuza kadar sürmez,
evrenin kendisi bile bir sona yaklaşır, bizim anladığımız zaman diliminin çok
ötesinde bile olsa. Bu anlamda milyarlaca sinir hücresinden oluşan beyinde sinapsları arasında ki bağlantıyı sonsuza dek sürderemeyeceğini bilir aslında ve zamanı geldiğinde o da kendisini bekleyen sona; ışıkları sonsuza dek kapatmak üzere komut verir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder